Cosmo Burç Cosmo Burç
Yıldızların bu ay sizin için ne tür sürprizler hazırladıklarına ve nelere dikkat etmeniz gerektiğine göz atın.
border
Barış Arduç Barış Arduç
Barış Arduç'la röportaj yapmak bir yana, kahve içmek ve saatlerce sohbet etmek istiyorsunuz. Racon Ailem İçin dizisiyle her hafta ekranlarda göreceğimiz yakışıklı oyuncuyla tanışmak için vakit kaybetmedik.
border
Sera Tokdemir Sera Tokdemir
Atv'de yayınlanan Kertenkele dizisindeki Zehra karakteriyle tanıdığımız güzel oyuncu Sera Tokdemir, tüm samimiyeti ve güzelliğiyle bu ay Cosmo'da!
border
cosmopolitan width=10 width=10 width=10
 

 
 
"Seni Öldüresiye Kıskanıyorum!"
Damla Durak
Bunu duyup da "yaşasın, beni çok seviyor" diyeniniz varsa orada bir durmak gerekiyor; kıskanılmak fikir olarak hoşumuza gitse de aşırıya vardığında tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. Tabii aynı tehlike kıskanan taraf bizsek de devam ediyor! Bu rahatsızlığın adı Othello Sendromu. Neden böyle dendiğini yazıyı okuyunca anlayacaksınız.

Othello Sendromu en basit şekliyle patolojik kıskançlık anlamına geliyor. Adını ise Shakespeare'in önemli eserlerinden Othello'dan alıyor. Hikaye şöyle: Othello aşırı kıskançlık sebebiyle eşinin kendisini aldattığı düşünür, eşini ve kendini öldürür. Eşinin sadakatsizliğine ilişkin kuruntular eşliğinde gelişen ağır, patolojik kıskançlık durumu olabilecek en tehlikeli ve ciddi noktaya ulaşır. "Kişi sevdiğini kıskanmaz mı" sorusu benim gibi sizin de aklınıza gelmiş olabilir. Bunun cevabını size psikolog Selen Sarıoğlu veriyor: "Kıskançlık bir duygu ve her duyguda olduğu gibi bazen kişinin kendi 'ben'ini koruması için gerekli ve doğal. Sağlıklı birey kıskançlık duygusunu kontrol edebilir; hatta bu durumlarda motive edici olabilir. Ancak kişi sevdiği için değil; sevilmeme, kaybetme, güvensizlik, başarısızlık gibi duygulara sahip olduğu için kıskanır. Ünlü filozof Descartes der ki: 'Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur.' Hayatınızdaki kişinin sahibi olamazsınız elbette, sahip olduğunuz şey duygularınız ve onları kaybetme kaygısı ise kıskançlık. Bu durum, partnerin özgürlüklerine müdahale edilmesi gerektiği anlamı taşımaz. Hatta partnerinin yaşam alanına müdahale ettiğinde kişi korkusunu gerçeğe dönüştürüp, ilişkinin celladı olabilir." Durum oldukça ciddi ve korkutucu. Bu yüzden şiddet gören hatta öldürülen pek çok kadına dair haberler okuduk. Üstelik böyle duygular ekonomik özgürlük ya da entellektüel seviyeyle de alakalı olmayabiliyor. Şimdi sizi 27 yaşındaki okuyucumuz Hale'nin anlatacaklarıyla başbaşa bırakıyoruz. Açıkçası dinlerken biraz sinirimiz bozuldu.

"Sevgilimden Korkuyordum"
"Öncelikle size hayatımda yaşadığım en korkunç iki seneyi özetlemeye çalışacağım. Anlatacaklarım, yaşadıklarımın ve hissettiklerimin sadece bir kısmı. Bundan yaklaşık 2,5 sene önce katıldığım davette benden 10 yaş büyük, bir şirkette yönetici olan Mehmet'le tanıştım. Son derece şık, dışa dönük ve karizmatik bir adamdı. Özgüven patlaması yaşıyordu anlayacağınız... Kendime de haksızlık etmek istemem, ben de girdiği her ortamda dikkat çeken kadınlardan biriyim. Erkeklerle de aram oldum olası iyidir. Kısa süre içinde kendimi inanılmaz güçlü bir aşk ilişkisinin içinde buldum. Harika vakit geçiriyoruz, birbirimizin dilinden anlıyoruz. Ayrılmaz ikili olduk desem abartmış olmam. Mehmet'le çok iyi anlaşmamıza rağmen tartışma yaşadığımız tek konu vardı o da Mehmet'in kıskançlıkları. Dışarıdan bakınca muhteşem görünen bu adam nasıl olur da böyle güvensizlikler yaşar, benim onu aldatabileceğimi düşünürdü anlamıyordum. Evet, kıskançlık dediğimiz 'mini etek giyme, onunla görüşme' tadında da değildi. O sürekli benim başka biriyle görüştüğüm düşüncesine kapılıp, asla olmayan adamları kıskanıyordu. Telefonu bir kez duymasam hemen kafasında senaryolar kuruyor, ona dönüş yaptığımda ise o senaryolara göre davranıyordu. İnsanı kendinden şüpheye düşürecek agresiflikle üstelik! İlk başlarda bunu bir şekilde dizginleyebiliyordum. Ya da en azından kendimi beni sevdiği için böyle yaptığı konusunda avutabiliyordum ama işin yavaş yavaş çığırından çıkmaya başladığının da farkındaydım açıkçası. Düşünün ki bana erkek parfümü koktuğumu bile söylüyordu; yani tamamen hayal ürünü şeyler... Bir gün aşkın yerini korkunun alacağını düşünmezdim ama olabiliyormuş. Evet, ben artık sevgilimden ve onun paranoyalarından korkuyordum."

"Dönülmez Bir Yola Girdik"
"Mehmet her geçen gün kıskançlığın şiddetini ve tepkilerini artırıyordu. Her günümüz kavgalarla ve gözyaşlarıyla geçiyordu. Yaşarken öyle bir anda çekip gidemiyorsunuz, sizi ona bağlayan, dayanma gücü veren sevginiz oluyor. Tabii olaylar bu arada inanılmaz boyutlara ulaştı. İşe giderken içime giyeceğim iç çamaşırına bile bakıyor, eğer dantelli bir şey giymişsem 'sen kim için hazırlanıyorsun' şeklinde sorular soruyordu. Bakın son derece modern ve iyi eğitimli bir adamdan bahsediyorum. Telefonumu karıştırıyor, görüşeceğim arkadaşlarımı kendi seçiyor, bütün sosyal medya hesaplarıma giriyor, habersizce evime baskınlar yapıyordu. İşin en kötü tarafıysa bunları yaparken benim onu aldattığımdan yüzde yüz emin olmasıydı. Kıskançlık krizlerinde ortalığı yıkıp döküyor, beni itiyor ve anlattığım hiçbir şeye inanmıyordu. Evet şiddete razı olmak çok yanlış bir şey biliyorum ama ben bir süre buna da sabretmeye çalıştım. Ne zaman ki peşime bir adam taktığını ve beni takip ettirdiğini öğrendim; o zaman bunun bir hastalık olduğunu ve artık kendimi korumaya almam gerektiğini anladım. Önce konuşup onu bir uzmana yönlendirmeye çalıştıysam da başarılı olamadım. Önümde tek seçenek kalmıştı; onu terk etmek ve başka bir şehirde yaşayan ailemin yanına yerleşmek. Siz siz olun 'sevdiği için yapıyor' demeyin; inanın kimse böyle sevilmek istemez."

DEVAMI COSMOPOLITAN'IN MART SAYISINDA.
 


 
border
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital